SURELER

Sad Suresi 28. Ayet Ne Anlatıyor?

Sâd Suresi 28. ayetin Arapçası, meali ve tefsiri ışığında; iman edip salih amel işleyenler ile yeryüzünde fesat çıkaranların (müfsid) ilahî adaletteki yeri. İyilikle kötülüğün farkı ve dünya imtihanının ahiretteki karşılığına dair ibretlik mesajlar.

Sad Suresi 28. Ayet Ne Anlatıyor?

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

SÂD SÛRESİ 28. AYETİN MESAJI: ISLAH EDENLER VE MÜFSİDLER

Sad Suresi 28. Ayet Arapça:

اَمْ نَجْعَلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَالْمُفْسِد۪ينَ فِي الْاَرْضِۘ اَمْ نَجْعَلُ الْمُتَّق۪ينَ كَالْفُجَّارِ

Sad Suresi 28. Ayet Meali:

Yoksa iman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanları yeryüzünde fesat çıkaranlarla bir mi tutacaktık? Yahut günah işlemekten sakınanları günaha batanlar gibi mi sayacaktık? (Sâd, 38/28)

Sad Suresi 28. Ayet Ne Anlatıyor
Sad Suresi 28. Ayet Ne Anlatıyor

Bilgi:

İyiyle kötünün, doğruyla yanlışın, hak ile batılın mücadelesi dünyanın başlangıcından itibaren var olmuştur ve kıyamete kadar da devam edecektir. Bu mücadelede iyiler ıslah etmeye çalışırken kötüler ifsat etmeye, bozmaya çalışmaktadır. Allah’a iman edenler O’na karşı gelmekten sakınırken inkârcı ve günahkârlar âdeta günah çukuruna dalmışlardır. Bu durumda, nasıl ki siyahla beyaz, geceyle gündüz bir değilse; iyilerle kötüler, müminlerle kâfirler de bir tutulmayacaktır. Allah âdildir ve herkese yaptığının karşılığını eksiksiz verecektir.

Mesaj:

  1. Dünya hayatı bir imtihan yeridir.
  2. Herkes dünyadaki yaşantısına göre ahirette karşılık görecektir.

Kelime Dağarcığı:

Müfsid: Fesat çıkaran, bozan, bozguncu.

Kaynak: Diyanet, Kur’an-ı Kerim’den Serlevha Ayetler

Sad Suresi 28. Ayet Ne Anlatıyor
Sad Suresi 28. Ayet Ne Anlatıyor

TEFSİR

Sad Suresi 28. Ayet Tefsiri:

  1. Biz göğü, yeri ve bunların arasında bulunan şeyleri boşuna, gâyesiz ve insanlar Allah’ın emrini bırakıp kendi arzularına göre davranabilsinler diye yaratmadık. Böyle bir düşünce, sadece inkârcıların zannından ibarettir. Girecekleri cehennem ateşinden dolayı vay hâline o kâfirlerin!
  2. Yoksa biz iman edip sâlih ameller işleyenlere, yeryüzünde bozgunculuk yapanlarla aynı muâmeleyi mi yapacağız? Yahut kalpleri Allah saygısıyla dopdolu olup O’na karşı gelmekten sakınanları, günah işleyip yoldan çıkanlarla bir mi tutacağız?

Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan varlıkların esas yaratılış maksadı, dünyada insanları imtihana tabi tutmak, âhirette de iyilere mükâfatlarını, kötülere de cezalarını vermektir. Yani asıl maksat geçici dünya hayatı değil, âhirettir. Nitekim âyet-i kerîmelerde şöyle buyrulur:

“Biz göğü, yeri ve aralarında bulunan şeyleri oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık. Eğer biz eğlence edinmek isteseydik, bunların hiçbirini yaratmadan, onu kendi katımızda edinirdik. Fakat biz böyle bir şey yapmayız.” (Enbiyâ 21/16-17)

“…Allah, mahlukatı önce yoktan yaratır; sonra da iman dip sâlih ameller işleyenleri âdil bir şekilde mükâfatlandırmak için ölümlerinin ardından tekrar hayata döndürür. Kâfirlere gelince, süreki küfür içinde bulunduklarından dolayı onlar için kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.” (Yûnus 10/4)

Netice kesinlikle böyle olacağı için, elbette ki iman edip sâlih ameller işleyenlerle bozgunculuk yapanlara; Allah’tan korkup günahlardan sakınanlarla hiçbir sınır tanımayıp günahlara dalanlara aynı muamele yapılmayacaktır. Âhirette mutlaka ilâhî adâlet tecelli edecek, zerre kadar zulüm yapılmaksızın herkese hak ettiği ne ise o verilecektir.

Dünya ve Ahiret Saadetini Sağlayan 4 Husus

Daha Fazla Göster

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu