Namazda kalbin kıblesi
Mecnun’un namaz kılan adama verdiği sarsıcı cevap: ‘Ben Leylâ’nın aşkından seni görmedim, peki sen Mevlâ’nın huzurunda beni nasıl gördün?’ Namazda kalbin kıblesi ve huşu üzerine bir tefekkür.
Leylâ’nın aşkıyla çöllere düşmüş olan Mecnun, farkında olmadan, namaz kılmakta olan bir adamın önünden geçer.
MECNUN’UN SORUSU: NAMAZDA AŞK VE HUŞU
Adam selâm verip namazdan çıktıktan sonra hiddetle seslenir:
“–Namaz kılanın önünden geçilmez, bilmez misin?”
Mecnun, o kimseye şu mukâbelede bulunur:
“–Ben, Leylâ’nın aşkından seni göremedim ki! Asıl sen, huzûrunda durarak namaz kıldığın Allâh’ın aşkından beni nasıl görebildin?”
Hisse:
Namazda bedenin kıblesi Kâbe olduğu gibi, kalbin kıblesi de Kâbeʼnin Rabbi olmalıdır. Aksi hâlde şu ilâhî îkâzın muhâtabı olmak kaçınılmazdır:
“Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki onlar namazlarını ciddiye almazlar!” (el-Mâûn, 4-5)
Cenâb-ı Hak, namazı ciddiye almayıp onu gafletle kılanlara bile “Yazıklar olsun!” buyururken, bir de namazı terk etmenin ne kadar vahim bir hâl olduğunu düşünmek gerekir.




2 Yorumlar