İbadet Hayatımız

Kibir ve Gurura Kapılanların Sonu

Gerek servetle, gerek ilimle, gerek makam-mevki ile şımaran, kibir ve gurura kapılanların sonu ne oldu? Tarihren kısa örneklerle kibre kapılanların akıbeti..

Kibir ve Gurura Kapılanların Sonu

Gerek servetle, gerek ilimle, gerek makam-mevki ile şımaran, kibir ve gurura kapılanların sonu; dâimâ fecî bir şekilde kahr-ı ilâhîye uğramak olmuştur.

Zira tevhîdin ortaklığa tahammülü yoktur!..

Kibriyâ, yani hakikî veçhesiyle azamet ve büyüklük; sadece Allâh’a aittir. O’na ortak çıkmaya kalkanı Cenâb-ı Hak kahr u perişan eder.

KİBİR NEDİR?

ŞEYTANIN KİBRİ VE AKIBETİ

Bunun sayısız tecellîlerinden misaller verelim:

İblis, benliğinden dolayı Allah Teâlâ ile cidâle kalkıştı.

Âdem -aleyhisselâm-’e hasetle bakıp, onu istihkār etmeye kalktı;

“–Ben ondan üstünüm!” dedi, lânetlendi, kahroldu gitti.

NEMRU VE FİRAVUN’UN KİBRİ VE AKIBETİ

Nemrut ve Firavun, ikisi de sahip oldukları güç ve saltanatın sarhoşu oldular. Tanrılık iddia ettiler. Zulmettiler, hunharca kan döktüler, bebekleri katlettiler.

Nihayetinde; Nemrut bir topal sinekle, Firavun ise kibirle daldığı denizde kahrın pençesine düştü.

Cenâb-ı Hak; kibirli kişilere, helâkin ve kahrın bile azametlisini nasip etmez!.. Nemrut’u bir aslan, bir kaplan parçalamamıştır; o zavallı gafil, topal bir sineğe mağlûp olmuştur. Kahredilirken bile, kibrinin burnu yere sürtülmüştür.

Kibir Ve Gurura Kapılanların Sonu
Kibir Ve Gurura Kapılanların Sonu

EBREHE’NİN KİBRİ VE AKIBETİ

Bu hakikatin bir başka misâli Ebrehe’dir. Fillerle güçlendirilmiş kalabalık ordusuyla, büyük bir kibirle Mekke’ye doğru yola çıktı. Plânına göre önünde hiç kimse duramayacak ve Kâbe’yi yıkacaktı. Böylece herkes onun yaptırdığı kiliseye gelecekti.

Cenâb-ı Hak, bu gurur müptelâsının üzerine küçücük kuşlar gönderdi. Gagaları ve ayaklarıyla attıkları taşlarla o azametli ordu yenmiş ekine döndü. Ebrehe’ye Kâbe’nin civarında ölmek bile nasîb olmadı, ağır yaralı ve perişan bir şekilde memleketine döndü ve orada öldü.

KARUN’UN KİBRİ VE AKIBETİ

Başta mütedeyyin bir fakirken, ilâhî bir imtihan îcâbı hazinelere gark edilen KārûnHazret-i Musa’ya karşı çıktı, tavır koydu ve büyüklenerek;

“–Bu hazineleri ben kendi ilmimle kazandım.” dedi. O hazinelerin, Rabbinin lutfu ve imtihanı olduğunu unuttu. Güvendiği hazineleriyle birlikte yerin dibine gömüldü.

BEL’AM BİN BAURA’NIN KİBRİ VE AKIBETİ

Bel‘am bin Bâûrâ ise, ilim yolunda dereceler elde etmişti. Rivâyete göre ism-i âzama nâil olmuştu. Yani duâları kabul oluyordu. Fakat o da nâil olduğu mânevî mazhariyetleri kendine izâfe etti, mağrur bir şekilde hevâsına meyletti. Cenâb-ı Hak; bütün o mânevî dereceleri ondan söküp aldı da onu, dilini çıkarıp soluyan bir kelb gibi ahmaklaştırarak helâk etti.

KİBİR VE TEVAZU KİMLERDE BULUNUR?

TİTANİC’İN AKIBETİ

1912 yılında Titanic denilen devâsâ gemi ilk seferine çıkarken;

“–Bu gemiyi hiçbir güç batıramaz.” denildi. Gemi, daha ilk seferinde bir buz dağına çarparak içindekilerle beraber okyanusun derinliklerine gömüldü.

18 Mart 1915’te Fransızların; «eğilmez, bükülmez, inatçı» mânâsına gelen «Inflexible» adlı dev savaş gemisi, Çanakkale’de ağır yaralanıp saf dışı kaldı. Aynı gün, İngilizlerin; «karşı konulmaz, dayanılmaz» mânâsına gelen «Irresistible» adlı dev savaş gemisi de mayına çarparak battı.

Yine Îtilâf Devletleri donanmasının, vaktiyle küfür ordusunun yenilmez bir devi olarak meşhur olan zâlim Câlut’u kastederek «Goliat» adını verdikleri dev savaş gemisi; kendisiyle kıyaslanamayacak kadar küçük ve güçsüz görünen Muâvenet-i Milliye Fırkateyni tarafından 13 Mayıs 1915’te Boğaz’ın serin sularına gömüldü.

1986’da; «Challenger / meydan okuyan» adı verilen uzay mekiği, fırlatıldıktan 73 saniye sonra infilâk etti, bütün mürettebatı öldü.

NİMETE ERİŞEN MÜMİNİN DURUŞU NE OLMALIDIR?

Velhâsıl mü’min, bir nimete eriştiğinde asla;

“–Ben kendi gücümle kazandım, ben kendi ilim ve kabiliyetimle başardım.” demeyecek.

Dâimâ;

“–Sen’den yâ Rabbî!.. Bütün nimetler Sen’in lutfundur yâ Rabbî!..” hissiyâtı içinde; kula yakışan tevâzu, mahviyet, hiçlik, hamd ve şükür hâlini sergileyecek.

Büyükler, mâneviyat yolunda en başta kibir ve enâniyetin bertaraf edilmesini tavsiye etmişler ve bu gayretin bereketli neticesini de şöyle ifade etmişlerdir:

Sen çıkınca aradan,

Kalır seni Yaradan…

Bedir, çok büyük bir zafer olmuştu. Cenâb-ı Hak; bu büyük zaferin, enâniyete sebebiyet vermemesi için, bütün muvaffakiyetlerin yüce Allâh’a izâfe edilmesi gerektiğini şu âyet-i kerîme ile hatırlattı:

“Onları siz öldürmediniz; Allah öldürdü.

(Ey Habîbim!) Attığın zaman da Sen atmadın; Allah attı…” (el-Enfâl, 17)

KİBİR VE TEVAZU KİMLERDE BULUNUR?

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ayrıca Kontrol Edin
Kapalı
Başa dön tuşu